Sohbet Ve Chat Odalarina hoSgeldiniz


   Nick :    

 Şifre:  

       Şifreniz yoksa

      


mavidir karanlıklar

gittin bırakıp,güller şimdi tarumar
papatyalar üşüdü,girdi zaman akışa
kışa vurdu bütün hiddeti-rüzgar
döküldü rengiyle ,sarı siyah bakışlar

unutulmuş bir yerde solgun şimdi resimler
esir gibi ruhlarda perçinlenmiş umutlar
eskimiş zamanlarda yaşar şimdi nesimler
döküldü geçmişlerle ,şimdi dünkü akışlar

görülür şimdi artık eğilişlerde ki yön
bu gün değilsede doğar umutlarda yarın
pişmanlıkla geçer döner aslına bir gün
dökülü geleceğe imkazsızlı alkışlar

bakarsın bir gün ki mavidir karanlıklar

Geçmişte kalan anılarıma

Geçmişte kalan anılarıma…

Bir kız güzel gülümseyen..
Kendi kendime gelini güvey ettiğim düşler..
Yetmiyor düşler..
Kız asalet göstergesi ve güven sopası sahibi…

Peşte koşmalar…
Pencere altları…
ve her rüyada bir adım daha yaklaşmak rüyaya…

Gerçekleşti rüya!
Daha çok alevlendi ateş!
Hergüne bir orman yanmakta..

Ve bir okul tatlı sert rüzgarlara sahip olan..
Ruhum orada teslim,rüzgarlar parmaklık!
Ay’lardan mayıs…

Mayıs hep aklımda…
Ve neden mayısta doğduğum ortada…

BİRTANEM BENİM

BİRTANEM BENİM

Bir bakışla beni,,deli de eyledin
Beni tatlı aşkına,,köle de eyledin
Bir tatlı sevdana,,kul dal eylledin
Aşık oldum sana,,birtanem benim

Endamına bakınca,,sevdaya düşerim
Gözlerine bakınca,,kendimden geçerim
Gamzelerine bakınca,,badeler içerim
Aşık oldum sana,,birtanem de benim

Yüzlerine bakınca,,lal da olur dilim
Saçlarına bakınca,,titriyor da elim
Cilve yapıp gidişine,,billahide ölürüm
Aşık oldum sana,,birtanem de benim

Bazan nazlanır,,bazan da durulursun
Öyle mahsun bakar,,beni de vurursun
Sevdana yenik,düşerde,,beni bulursun
Aşık oldum sana,,birtanem de benim

Komaniyi yakan da,,o kara gözlerin
Aşkın namesi dökülen,,tatlı sözlerin
Ay misali karşımda,,parlayan yüzlerin
Aşık oldum sana,,bir tanem de benim,,,

özlemek diyorsun

özlemek diyorsun

özlemek diyorsun sevgili,
özlemek!
Sen ne biliyorsun ki,
özlemek diyorsun…
İçine düşen her saat tıkırtısında
ve gecenin duvarlara üflediği soğukta
kaç cinayet işleniyor dışarıda.
Sen biliyor musun sevgili?
Üzerine ölü toprağı serpilmiş kadınların saçları
ve tenleri ve diz kapakları,
gözlerinin akları leş kokar da
şehirlerce uzakta
kıyamet derler buna…
kıyamet ha koptu ha kopacak…
Sen ne biliyorsun sevgili?
Savaş alanlarında
kopan ellerinin arasında
kalbini tutan adamlar gördüm ben
hala atıyordu üstelik…
Özlemek diyorsun sevgili,
özlemek!
Sen konuştukça
sözcükler yoruluyor aslında,
mevsimler olmadık zamanda değişiyor,
bir adam sendeliyor kaldırımda
sarhoş mu? virane mi? deli midir yoksa…
“kış” mı dedin?
yoksa “koş” mu?
nereye koşayım sevgilim?
burası kış. gideceğim topraklar da.
dinlemiyorsun efendim
bilmiyorsun da…
özlemek diyorsun…
özlemek!
“özlemek” benim çıplak ayaklarımda
itelediğim yokluğun
ve özlemek, senin ağzında yuvarlanan bir boşluk…
“martılar” mı dedin?
evet onlar bilirler bunu
kaç İstanbul gecesinde
karşıdan karşıya geçirdiler vapur dumanlarında
ve pencerenin önünde öldüler…
köprü altlarında birkaç fahişe bilir bir de bunu
isimleri yoktur onların
gece olunca kırmızı olur adları
kimse bilmez içlerindeki alevdendir renkleri
yandıkça yanarlar… kavrulurlar da
pis ciğerli adamlar kusturur yedikleri son lokmayı da..
bilmiyorsun efendim… anlamıyorsun da üstelik.
özlemek diyorsun….
sen ne biliyorsun sevgili

SEN ANLAMAZSIN

SEN ANLAMAZSIN

Benim sözlerimi sen anlamazsın
Uyuşmuş o beynin uyanmazsın
Komşular aç iken hacca gidersin
Benim sözlerimi sen anlamazsın

Rabbena hep bana diyenlerdensin
Görüyorum diyorsun oldukça körsün
Allahın verdiği akıla hep ihanet edersin
Benim sözlerimi sen anlamazsın

Âdem’den gelmiştik hani kardeştik
Soruyorum nereden çıkıyor buçuk
Ben miyim yoksa sen misin uçuk
Benim sözlerimi sen anlamazsın

Dostlarım eleştiriyi ben çok severim
Herkesin düşüncesine saygı duyarım
Hakaret içermezse mutlu olurum
Benim sözlerimi sen anlamazsın

Ali Orhan’ım yeterince dışlandım
Soysuzlarla bir potada haşlandım
Ne yazık ki fetvalarla yaşlandım
Benim sözlerimi sen anlamazsın

YAŞAMAK DEDİĞİN

YAŞAMAK DEDİĞİN

İKİ KERE GÜÇ İŞ,YAŞAMAK,DEDİĞİN
BİRİ DOYMAKTA,BİRİ SEVMEKTE
SEN,SAĞLAM BAS AYAĞINI YERE
YENİLGİLER PUSUDA BEKLEMEKTE

SAKIN OTURTMA GEMİNİ KARAYA
YAŞAMAK SIĞ BİR DENİZE BENZER
YİNE DE VURMA KENDİNİ ENGİNE
BEKLE,DALGALAR SANA GELSİNLER

FARZET Kİ TOKSUN,FARZET Kİ SEVDİN
SANMA HERŞEYİ DÖRT BAŞI MAMUR
ALDANIR,HATA EDERSİN
HAYAT BU,HER ANI SÜRPRİZ DOLUDUR

YAŞAMAK,DEDİĞİN,İKİ KERE KOLAY
BİRİ DOĞMAKTA,BİRİ ÖLMEKTE
İKİSİ ARASI BİR SERÜVENDİR
BAŞLAMAK İÇİN ACELE ETME

YALANCI MEVSİM

YALANCI MEVSİM

Hep yıkanır umutlarım yağmur damlasında öksüz
Aldatır sahte gülleri toprakta ki dalı köksüz
Baharı yarım yamalak sahiplen yanlarım öksüz
Mevsim kapanır içine karalı başım neylesin
***
Sabahın kör ışıkları yavaş, yavaşça ağırır
Ne kadar yitik sevdalar varsa adımı çağırır
Ufuklarda çığlıklarım binlerce isyan doğurur
Mevsim kapanır içine karalı başım neylesin
***
Ben avuç, avuç içmişim şu ayrılık şerbetinden
Dönemedi asırlardır acıların nöbetinde
Kaderden güçbela kaçıp saklandım zor gıybetinden
Mevsim kapanır içine karalı başım neylesin
***
Yokluğun nasıl giyinsin çıplak duran düşlerimde
Yüreğim yerde çırpınır seni vuran düşlerimde
Kaç gecede ay boğulur zaman kuran düşlerimde
Mevsim kapanır içine karalı başım neylesin
***
Ne kadar yıprandığımı sormaz gelip geçen yıllar
Acı sunar bal yerine aşk namesi dizen diller
Kar tanesi gibi mahsun saçımdan ağıran teller
Mevsim kapanır içine karalı başım neylesin
***
Tanıdınmı şimdi beni zaralıyım sözüne yar
Bir yanım çok ıslanırken bir yanım har içinde har
Gönlümse kış tufanında ne fayda gelmişse bahar
Mevsim kapanır içine karalı başım neylesin

Devlet versin

Bir trafik kazasında ölen Mersin’li, Kayseri’li ve Diyarbakır’lıyı cennetin kapısında görevli melek karşılar. “Sizler cenneti hakettiniz. Ancak, yeni bir uygulama başladı ve bundan sonra cennete girecekler 300 YTL ayak bastı parası ödeyecekler. Parayı ödeyen geçsin.” der.

Mersin’li parayı öder ve geçer. Kayseri’li pazarlık edip 200 YTL öder ve geçer. Diyarbakır’lı sesizce durmaktadır. Melek “Haydi başka işlerim var cennete gitmek istiyorsan öde parayı” deyince; Diyarbakı’lı “Ben niye verecekmişim devlet versin” der.

10 dolar 10 dolardır

Yaşlı bir çift her yıl yılda bir gelen festivale giderlermiş. Her sene yaşlı adam gezi başına 10 dolara biletle katılınan bir uçak gezintisine katılmak ister, her sene de karısı itiraz eder ve şöyle dermiş:

- 10 dolar 10 dolardır.

Üç yıl beş yıl “10 dolar 10 dolardır” derken, en sonunda yaşlı adam demiş ki;”- Bak, artık 71 yaşındayım, bu uçağa bu sene binmezsem bir daha hiç şansım olmayabilir.” Fakat karısı tınmamış ve şöyle demiş;”- 10 dolar 10 dolardır…”. Ama bu sırada uçağın pilotu bunları duymuş ve ikisine bir pazarlık önermiş. İkisi de uçağa binecekler, eğer uçuşun başından sonuna ses çıkarmadan dururlarsa bedava. Ama eğer çıt çıkarırlarsa, 10 dolar ödeyecekler…Yaşlı çift kabul etmiş. Ve uçağa binmişler. Pilot da bahis söz konusu olunca başlamış acayip manevralar yapmaya…Taklalar atmış, uçağı kendi ekseninde döndürmüş, ani duruşlar,dönüşler,dalışlar yapmış. Ama arkadan ses yok ! En sonunda pes etmiş ve uçağı indirmiş. Yaşlı adama dönmüş;

- Bildiğim her numarayı denedim. İyi dayandınız. İkiniz de çıt çıkarmadınız…Yaşlı adam cevap vermiş:

- Karım uçaktan düşünce aklımdan söylemek geldi ama, 10 dolar 10 dolardır…

Etme buLma dünyası.

Bir adam, karısı ve yaşlı babası. Kadın kayınpederini istememekte, huysuzluk etmekte, evin huzurunu boznaktadır.
Bir gün kocasına:
- Bey… bey.. Bezdim bezdim. Bir gün göremedim. Gençliğim gidiyor. Ya ayrılalım, babanla kal., ya da al babanı al da nereye getirirsen getir beraber kalalım. Yoksa ben gidiyorum.
Adamcağız şaşkınbiraz da sitemli bir vaziyette:
-Ne diyorsun hanım, o babam babam; öldüreyim mi, atayım mı? Kimi var bizden başka bakacak, dese de karısı ısrarda ısdrar ediyordu.
Adam baktı olacak gibi değil babasını dağa bırakmaya karar verdi. Yanına oğlunu da alarak yola koyulurlar. Babasına da:
- Baba, torununla beraber dağa oduna gidiyoruz, istersen sen de gel” der. Baba gelinin dırdırını dinlemektense onlarla beraber ağın yolunu tutar..
yola koyulu dağlara, ormanların içlerine girip bir müddet gittikten sonra, babasına:
- Baba sen burada biraz dinlen. Bizde odun toplayalım, der ve oradan ayrılırlar.
Odun toplamadan, babasını orada bırakarak dönerler.
Yolda oğlu:
- Dedemi almadık baba.
- Dedeni oraya bıraktık. Artık ihtiyarladı orada kalacak.
Torun ısrar eder:
- Dedemi isterim… . En sonunda babasına ne dese desin fayda etmeyceğini anlayan çocuk:
- Baba, sen ihtiyarladığında ben de senin gibi seni getirip dağa mı bırakacağım? der demez adamın aklı başına gelir.
ir. Babasını almaya karar verir İhtiyar, kendisini almak için yoldan geri dönen oğluna:
- Evlâdım, sen beni bırakıp gidemezsin. Çünkü ben babamı bırakmadım. Ölünceye kadar hizmet ettim.
Adam babasını alıp eve getirir.
«Bu dünya etme-bulma dünyası» diye… Sen ne yaparsan sana da onun aynısının yapılacak


Aşk Forumları okey oyna

web sitemiz: google.com.tr 'de Askalemi, aşkalemi, Sohbet, chat, sohbet odaları, sohbet siteleri, sohbet sitesi, edencity, edencity chat, şehir sohbet, şehirler sohbet, arkadaşlık, şiirler, güzel sözler, okey oyna, online oyunlar, e- kartlar, fıkralar, gazeteler, bebek isimleri, burçlar gibi aramalarda öncelik etmekdedir.                                                                                                                         Rss Feed Rss Aboneliği sitemap XML Sitemap